Yorum Yok ↓
Kampüs – Kampüs Nedir – Kampüs Hakkında
Üniversite alanlarını betimleyen alanlara genel tanımıyla “kampüs” (yerleşke) denir.
Kampüs kelimesinin ortaya çıkışı, çeşitli kaynaklardan elde edilen verilere göre şöyledir.
- “Kampüs” teriminin kullanımı, 19. yüzyılda İtalya’daki campo sözcüğünün değişimi ile ortaya çıkmış ve yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Bu kelime, üniversitenin merkezini ve alanını gösteren bir kelime olarak şekillenmiş, açık, kamu alanını – piazza kelimesi gibi – tanımlamaktadır. (Ojeda et. al, 1997)
- Kortan’a (1981) göre ise “kampüs” sözcüğü, özgün ilk olarak A.B.D’de 18 Yüzyılın ikinci yarısında Princeton’da kullanılmış olup kolej veya üniversite binaları arasındaki açıklık olarak tanımlanmaktadır.
İlgili Konular : "Kampüs "
- Kamu
- Lugat2000 Sözlük
- OGZSoft Sözlük
- Ehl-i sünnete göre, Allah’ın sıfatları zatından ayrıdır. Eşarîlerin ifadesiyle “Allah’ın sıfatları, onun zatının aynısı olmadığı gibi, gayrısı da değildir.” Ehlisünnet kelamcıları arasında “ismin müsemmanın aynısı olup olmadığı” konusunda farklı görüşler vardır. Bazılarına göre, isimler müsemmanın aynısıdır. Öyleyse Allah’ın çok özel isimi olan “Allah” lafza-i celal Allah’ın zatını temsil eder. Böyle düşünmeyenlere göre, Allah’ın isimleri zatının kendisi değil, ona delalet eden birer unvandır. Bütün bu geçmiş ilmî çalışmalardan ve de günümüzün de katkı sağlayan bilgilerinin yardımıyla denilebilir ki; Allah’ın ismi ve sıfatları, O’nun Zat-ı Akdesinin aynısı olmamakla beraber, onda var olan şuunat ve ahlakının, kemal ve cemalinin birer unvanıdır. Başka dillerde gelen vahiylerde Allah’ın isim ve sıfatlarının o lisanlardaki şekliyle gelmiştir. Buna göre, Allah ismi de başka bir sözcükle ifade edilmiştir. Bu husus tek başına, isim ve sıfatların Zat-ı ilahinin -gayrısı olmasa da- aynısı da olmadığının göstergesidir. Teşbihte hata olmasın, biz insanların -güzellik, mükemmellik, cömertlik, cesaret, feraset, güvenirlilik gibi- sıfatları/vasıfları bizim şahsımıza/zatımıza bağlı olarak devam ettiği gibi, Allah’ın isim ve sıfatları da O’nun zatına bağlı olarak vardır. Sözcüklerin yetersiz kaldığı bu konuda; denilebilir ki, Vacibu’l-vücud olan Allah’ın zatı gibi sıfatları da ezelîdir, fakat onlar Onsuz mülahaza edilemezler. (Bu konuda geniş bilgi için, İmam Bakıllanî’nin “el-İnsaf”, İmam Gazalî’nin “el-İktısad fil İ’tikad” adlı esrine bakabilirsiniz)
- Mahrem
- Elzen Isminin Anlamı
- Türk Dilinin Zaman Içinde Çeşitli Değişikliklere Uğramasının Sebepleri Nelerdir
- Bitlis Eren Üniversitesi Yatılımı Değilmi
- Amerika’da Üniversite Eğitimi, Görüntülü Video Eğitim Seti
- Yunanca-Türkçe / Türkçe-Yunanca Sözlük
- Meritokrasi
- Prodüksiyon
- Üniversite Danışma Kurulları Yönetmelik Taslağı
- İlaçsız tüp bebek tedavisi olarak da bilinen ıvm, nedir?
- Pizza kulesi resmi-Piazza dei Miracoli, Pisa, Italy
- Vodafone’dan kamu tarifesi
- İNGİLİZCE KONUŞAN SÖZLÜK PROGRAMI AXA İNDİR
- Projeksiyon Nedir? Projeksiyon Hakkında Ansiklopedik Bilgi
- Gaz maskesine dönüşebilen sutyen
- “ Abdülkadir Geylani seslenenin sesinin bir taraftan geldiği için onun Allah olamayacağını anlamış..” tespiti -bildiğimiz kadarıyla- doğru değildir. O menkıbenin aslı şudur: (Kendisi anlatıyor) Gözüme büyük nura benzer bir şey göründü. Ufuk onunla doldu. Sonra ondan bir sûret peyda olur gibi oldu. Bana şöyle dedi: “Ey Abdulkâdir! Ben senin Rabbinim, haramları senin için helal kıldım.” Onu, bu sözünden tanıdım. Şeytan olduğunu hemen anladım. Ve aramızda şu konuşmalar cereyan etti: Ben: “Çekil ey la’netli! Bana o nur diye gösterdiğin şey zulmetin ta kendisidir. O sûret ise dumandan başka bir şey değildir.” dedim. Şeytan: “Rabbin hikmeti sayesinde elde ettiğin ilimle benden kurtuldun. Menzillerdeki inceliklere aşina olman da sana yardım etti. Halbuki ben bu gibi hallerle yetmiş kadar ehl-i tarîki yoldan çıkardım.” dedi. Ben: “Bu Allah’ın bir lütfudur.” dedim. Bu olayı dinleyenlerden bazıları kendisine: Onun şeytan olduğunu nasıl anladın, diye sordular. Şöyle cevap verdi: “Sana haramları helal kıldım, demesinden.”(Şa’ranî, et-Tabakâtü’l-Kübrâ s. 456). Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, bu olayın söz konusu ayete aykırı bir tarafı yoktur.
